Boş işler, Boş kalpler.

bakmalısın
acım sek,
bu yüzden
rakıya su fazla geliyor.
öyle büyük yeteneksiz olmak istiyorum ki bazen,
bu
diğer herkes tarafından
yetenek olarak görünsün.
imrenmek ile ibret almak arasında gel git yapsınlar
ama kimse boşalmasın.
gitsinler başka yere
başka yerde ağlasınlar.
üzerime dualar yıkılsın bir anda
çerçevesinden düşerken bir kadının gözleri.
ve ben ona
elimi uzatayım aynı muhtaçlıkla.
ve o
acı bir gülümseme ile
acının
sadece
bir
gülümseme olduğunu ıspatlasın bana.
demokrasi derken heyecanlanıyorsam
bu yüzdendir.
acıysa acı
ama o da kısa olsun en az mutluluk kadar.
biliyorum…
her şey anlamsız geliyor artık
onlar da gidenlere özeniyor, biliyorum…
aklıma ne zaman düşse bir kadın, kısık ateşte unutulduğumu hissediyorum
yüreğimden başlıyorum önce yanmaya,
ve cehennem
ince ince dokunuyor vücuduma;
yine başka bir kadının parmaklarıyla.
buğulanıyor bazen dışarısı,
sonra
sanki gözleri bozuk yaşlı bir amcanın gözlüklerini araması gibi
flu bir manzara ile bir kadının ellerini arıyorum başkalarına çarparak.
bazen ise ayağım takılıyor,
düşüyorum .
düşmeye ise
artık
başka tenlerde üşümek diyorum.
tik tak ölümün sesi.
zaman geçiyor
ellerim çatlıyor
dudaklarım kuruyor
tırnaklarım dişlerime kölelik yapıyor
gözlerime kan gülleri ekiyorum kan çanaklarında
ve tik tak derken ölüm
geceye sızarken ince ince nefesim
nefsim en yakın çaresizliğe teslim oluyor.
sonra
bir sabah
sürgün edilirken insanlar
ben o şansı bile yakalayamayıp
toplu mezarlara kepçelerin azar sesleriyle
gömülüyorum.
yanıma düşen her ceset
benimle aynı kaderi paylaşıyor.
yanıma düşen her ceset
benimle aynı kadehi paylaşıyor.
acım sek,
hayat kısa
gece uzun.
içelim…

elim
göz yaşlarımı.

Bir cevap yazın